Sunday, 14 October 2012

gezi stajı

gezi stajı olarak, doğup büyüdüğüm şehir mersin'i seçtim. genel olarak şehirden bahsetmek gerekirse, deniz kıyısına yayılmış, kıyı boyunca uzayan, uzun ince bir şehirdir burası. bu ince şehri ikiye ayıran, yazın kuruyup zaman zaman azan bir dere var bir de, buradan başlayayım dedim. dere ayırır, köprüler bağlar tabi.
 şehrin en büyük spor kompleksleri de bu derenin yanında bulunmaktadır, buralardayken görmeden gitmek olmaz. kapalı spor salonu ve stadyumu. kapalı spor salonu yapıldığı yıllarda türkiye'nin en büyük spor salonuymuş bu arada, böyle bir büyüklük takıntısı vardır mersinin.
uzun palmiyeleriyle de ünlü olan mersin, heryerde karşılaştıramasa da, karşılaşıldığında güzel etkiler bırakabiliyor.


 portakal ağaçlarını da unutmamak lazım, bunlardan yol kenarında bulmak zor olabilir ama turunç ağaçlarıyla her an karşılaşmak mümkün.
 bu şehirde yer sıkıntısı varmış gibi sürekli denizi doldurma sevdası vardır bir de, şehrin tek eğlence parkı yapay bir yarım adadadır mesala.

 denizi doldurmaya devam edecek olursak, bu alanlara genelde parklar, sosyal tesisler vesaire yapılmakta ama yine de bunlar için en uygun yerler buralar olmasa gerek.




 eskiden deniz olan şimdinin deniz kenarından devam edecek olursak, buralara görsel estetik kazandırmak amacıyla olduğunu düşündüğüm heykeller yerleştirilmiştir. tamam, heykel güzeldir ama dozu ayarlanamamış burada, nerdeyse ağaçlardan daha sık hale gelen heykeller neredeyse duvar ya da dikit gibi algılanmaya başlanabiliyor.

                                     

















 mersin limanında tur attıran gezi tekneleri var bide, olmaz olasıcalar.



 deniz kenarından birazcık uzaklaşırsak, mersin opera ve balo salonu/kültür merkezi/tiyatro salonuna bakabiliriz. neredeyse hiç kapalı gişe olamasa da, bunun binanın kendisiyle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. işlevlerini gayet başarılı bir şekilde yerine getirebilecek bir bina.
tabi önündeki cumhuriyet meydanı denen boşluğu saymazsak.




 bu boşlukta çeşitli denemeler de yapılmıştır, yazın çekilemeyecek bir sıcakla kavrulduğundan belki, ama pek mersin halkına uymamış sanırım.

 buranın yanında arkeoloji müzesi var bir de. pek ziyaretçisi olmaz, hatta biri ziyarete geldiğinde ışıkları açılır filan. gün boyunca ışıkların hiç yanmadığı günlerin bolca olduğunu düşünüyorum.


 mersin'de çeşitli meydan oluşturma denemeleri olmuş zamanında, belli. ama pek başarılı olamamışlar, ikliminden olsa gerek.


 meydanlar yerine, daha serin olan sokaklar sosyal mekan olarak seçilmiştir mersinde.

 bu sokaklarda bulunan eski binalar da mekanın oluşmasına çok büyük katkı sağlamaktadır.








 şehre yapılan kendini doğrudan belli eden binalar da genel olarak beğeni topluyor.





 artık çoğu dükkanı kapanmış olsa da pasajları şehre renk katan öğeler arasında sayabiliriz.







 ara sokaklarda, eski konutların arasında gezinmeye başlarsak, çok çeşitli yapıların varlığını görebiliriz, ama hepsinin formuna etkiyen en büyük etkinin sıcak havalar olduğunu görebiliriz.























yeni binalarda bu durumdan bahsedemeyiz belki ama geniş pencere - balkon kültürünü her binada görebiliriz.




 alış-veriş merkezlerinin büyük etkisi olduğu bu şehirde birkaçından bahsetmeden geçmek olmaz. denizin doldurulup üstüne inşa edilmiş olanı var mesala, en yenilerinden, yanına da yat limanı koymayı ihmal etmemişler.







en popülerlerinden bir bu da, nedenini anlayamasam da ezip geçici bir popülerliği var.







yunan tapınağı olmaya çalışanı bile var.



bu binayla karşılılı etkileşim içinde olduğunu düşünüyorum, bu arada bu bina da öğrenci yurduymuş.


yanlış yerde yanlış zamanda açılanı var bir de, bir kütle olarak duruyor sadece.